SD Kişisel Web Geliştirme Sitesi
 
SİYASET EKONOMİ TÜRKİYE DÜNYA BİLİM TEKNİK KÜLTÜR - SANAT SPOR AİLE
Yazı Başlıkları
* Cemaat ve Ankebut
* Yeryüzü Sofraları
* Muhafazakar Mankurt
* Din'in Afyon Yüzü
* 'Türk' Kelimesinin Tarihi
* Başbakan'a Dostane Çağrı
* İslam'ı Yıkan Üç Şey...
* Muhteşem Türkiye'ye Doğru
* ARKADAŞ PEYGAMBER
* Kur'an'da Peygamber Algısı
* Cern Deneyi Neleri Değiştirecek?
* Taklit Cehenneme Götürür
* Absürd Din, Çifte hakikat
RESİMLER
Çölde ağaç
Bütün Resimler
Günün Sorusu
Sitemizin yeni haline nasıl buluyorsunuz?
 
 
Esad sonrası senaryoları
   Cüneyt ÜLSEVER   --  YURT GAZETESİ   --  Eklenme tarihi :23.08.2012 11:44:03


Benim iddiam, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun çok değişkenli bir dünyada değişkenlerin aynı anda birbirlerini nasıl etkilediğini hesaplamaya yarayan “matris” kavramından mahrum olduğudur.
  
Halk tabiri ile söylersek Davutoğlu hesap adamı değil! Attığı adımın bir sonrasını hesap edemiyor.
  
Bu saptama onun bilgisiz olduğu anlamına gelmez. Çok değişkenli bilgiyi analiz edemiyor.
  
Davutoğlu’nun attığı her adımın ardından hüsranın başlaması analiz yoksunluğundan. Örneğin, Myanmar ziyaretinden sonra Budist rahiplerle de kapışırsak ben hiç şaşırmayacağım!
  
Hesap bilmiyor derken, Ermenistan ile el sıkışırken Azerbaycan faktörünü hesaba katmamış olmasını, Suriye’de Esad’ı yıkmaya çalışırken “Kürt faktörü”nü (Batı Kürdistan) öngörememesini sadece 2 örnek olarak gösterebilirim.
  
Zamanında kendisini çok ezik hissetmiş insanlara has kibri, “ben merkezli” egosu etrafından akıl-fikir almasına da engel oluyor. Eskiden katıldığım Dışişleri toplantılarında konuşmaya başlayan büyükelçilerin ağzından lafı nasıl kapıp, saatlerce konuştuğunu dün gibi hatırlıyorum.

***
  
Diyelim ki; sonunda Esad yıkıldı. Bu durumda ortaya çıkacak şu sorulara Dışişleri Bakanlığı’nın cevapları ne?
  
1) Suriye’nin toprak bütünlüğü korunabilecek mi?
  
2) Yönetime “100 başlı muhalefetin” içinden kim hâkim olacak? Davutoğlu’nun açıkça desteklediği Sünni ‘Müslüman Kardeşler’in iktidarı ele geçirme olasılığı ne?
  
3) “Batı Kürdistan” özerk mi olacak? Olmaya kalkarsa bu durumu kabullenecek miyiz? Suriye’deki Kürtlerin özerkliğini kabullenirsek, özerkliği kendi Kürtlerimizden esirgemeye devam mı edeceğiz?
  
4) Selefi-Vahabi El Kaide Sünni ‘Müslüman Kardeşler’in iktidarını kabul edecek mi? Yoksa sızma ve dağılma/dağıtma taktiği mi uygulayacak?
  
5) Dibimize yerleşmiş El Kaide terör örgütünün iç güvenliğimize etkisi ne olur

6) Kuzey Irak’tan sonra Batı Kürdistan olarak Suriye sınırı da PKK için yolgeçen hanı haline gelebilir mi? Böyle bir gelişmenin oluşmaması için ne gibi tedbirler alıyoruz?
  
7) Suriye’deki Hıristiyan ve Nusayri (Şii)lerin can ve mal güvenliği nasıl korunacak? Baas Partisi ne olacak?     
  
8) İran Ortadoğu üzerindeki hükümranlığını Suriye üzerinden sağlarken bu kozu yitirdiğinde “ne yapalım, kaderimiz!” der mi? Yoksa satrancın mucidi ülke olarak, Kürecik’teki füze kalkanı da hesaba katıldığında kadim devlet İran, Türkiye üzerinde çeşitli “satranç oyunlarına” girişir mi? İran “yeni Suriye”yi karıştırmak istemez mi?
  
9) Sırtını Suriye’deki bugünkü düzene dayayan Hizbullah var oluşunu sürdürmek için İran’ın “satranç oyunlarına” katılır mı?
  
10) Daha geçenlerde Moskova’ya çağırdığı Erdoğan’a diskur çeken Putin, Ortadoğu’da etkin olmak için tek kapısı olan Suriye’yi kayıp ettikten sonra, sessiz mi kalır? O da “yeni Suriye”ye müdahale etmeye çalışmaz mı?
   
11) Kışın ortasında Rusya’dan Türkiye’ye doğalgaz taşıyan boru hatları 15 gün “arızaya uğrarsa” Türkiye ne yapar?
  
12) Rusya ve İran tarafından “ortak potansiyel hasım” olarak çevrelenmek güvenliğimizi nasıl etkiler?
  
13) Bizim yüzümüzden Esad ABD’deki kasım seçimleri öncesi düşer, Ortadoğu tamamen kaotik bir ortama girer ve dolayısı ile petrol fiyatları fırlarsa, dost ve müttefik Obama hakkımızda ne düşünür?
  
14) PKK’nın sınırdan resmi mal ithal eder gibi rahatça silah soktuğu, “bir avuç teröriste” kaptırdığı Şemdinli’nin 19 gün sonra kurtuluşunu kutlayan, PKK’nın gündüz vakti elini kolunu sallayarak gezdiği yolda milletvekili kaçırdığı ülkemizde “Kürt sorunu” hangi boyuta geçer?
  
15) Suriye, Irak, Türkiye Kürtlerini bir federasyonla önce birbirine, sonra Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlama ideali Esad düştükten sonra artmaz mı? Bu durum lehimize midir, aleyhimize mi?

***

Adım gibi eminim, bu soruları soran ve kendince cevaplarını hesap eden birçok Dışişleri yetkilisi var. Ama Ahmet Davutoğlu onları dinliyor mu, ben emin değilim.
  
Neden emin değilim? Türk dış politikası hiçbir zaman Türkiye’yi cevabı müphem bu kadar sorunla baş başa bırakmamıştı da ondan.
  
Aklıselimin bu kadar gerilediği bir dönem olmamıştı!

<http://www.yurtgazetesi.com.tr/esad-sonrasi-senaryolari-makale,1703.html> kaynağından eklendi

 

Yorumlar bölümü yeniden düzenleniyor

Bu yazıya eklenmiş yorum bulunamadı
 
@ 2009 Sistemdetay.com Yazar Giriş
Kişisel Web Geliştirme